tribal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tribal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2008

ruhum rüyaya dalmış..

rüyanın en güzel yerinde uyanmayayım diye yalvarıyorum yukardakine.. gördügüm her insan da, her cümle de, her rüya da sen varken... uyanmayayım.. bırak da güzel bitsin rüyalarım.. görünce beni; rüyalarımda hep sen vardın,hep tanıyordum de sende . bu kadar zamanın üzerine kaybetmeyelim en güzel düşlerimizi.. hep sen vardın,hep sen varsın diyelim bırak. engelleme beni de, kendini de.. en uzun yürüyüşlerin, en ağır işlerin, en zor günlerin sonunda sana ulaşayım.. bırak kendini. bırak seveyim herkesden daha çok. uzaklaştırma beni mutluluğumdan, senin huzurundan..

olmaz diyenlere, buna sahip olamayanlara inat, sabret biraz daha.. sev biraz daha.. bırak da herkesin kıskanacağı kadar seveyim seni.. izin ver de, kendine göster icinde ne saklıyorsan.. bırak en güzelini biz yaşayalım egolarımızdan, gururlarımızdan uzak.. izin ver daha çok seveyim seni, kimsenin sevemediği kadar..

söyle sevgili.. zor mu bu kadar seviyorum demesi? kendini koyvermesi? ne kadar zor olabilir ki sana ihtiyacım var demesi? söyle sevgili, ne olur söyle..ben bi tek seni..eski günleri isterim be canım anlasana artık..


p.s.: griple alkol bir arada gitmiyor arkadas..dar sürekli..

24 Eylül 2008

wicked game..

çok eğlenceliyiz.. süperiz.. biz böyle tökezleriz arkadas.. garip bir oyun oynuyoruz ama sonunda kimsenin daha fazla yara almayacağı ya da kazanamayacağı. hep bir tarafın; eksik, hatalı, kendinde birsey düzeltmesi gerektigi bir oyun. herseye ragmen güzel ama kaybetmemek adına çaba harcanması gerekiyor, zaman gerekiyor.. ve samimiyet.. çok şart! eglenceli, sevgi pıtırcıgı ama aynı zamanda ciddi bir insan olmak istiyorum aynen bu tarz insanlarıda yakınımda görmek isterim hani =p ama yine diyorum herseye ragmen;

"this love is a strange love.."

tabii şu da var;

I wanna know what love is
I want you to show me
I wanna feel what love is
I know you can show me..

21 Haziran 2008

everybody's gotta learn sometimes

yine bursa ve yine öğrenilmesi gereken bir ders. bu sefer ki NEYMİŞ? asla bir erkekten bir kıza "dost" olmazmış. ben olabileceğini uzun seneler savunmuş bir insan olarak, bu gün kendi kendimi çürüttüm ve bir miktar da göt ettim. yeni çizgimle daha mutluyum... ayrıca; yazdıklarım bazılarını rahatsız ediyor sanırım, mesafe konulmaya çalışılıyor. çünkü bazen öyle karışık ve anlamsız yazıyor muşum ki her insan kendinden birşey buluyormuş, taşın kime gittiği belli olmuyormuş falan filan..

kimin üzerine ne aldığı hiç önemli değil, bu 10 yaş tripleri çok gereksiz. her bir insanı ayrı ayrı düşünerek cümlelerimi derleyip toparlayamam, hiç kusura bakmayın. bunun için tek bir yol var; açık şu sayfayı okumamak. okuyup okuyup bana bunu kime yazdın?, aman abi bu taş kime? diye sorular sormayın, hele bazıları gibi araya mesafe koyup hatalarımı(!) fark etmememi sağlamaya çalışmayın. densizlik yapmayın..

sorular soruldu, cevaplar verildi ve bakın sonuç ne? erkek tribi. bu nasıl bir özgüvendir, nasıl bir ukalalılıktır bilmiyorum, bundan sonra da bilmek istemiyorum. çok çirkinleştiniz çünkü. bende peşinize düşüp, "ne oluyor kardesim?" diyecek durumda değilim, beni beklemeyin. haa neydi?

"kapat, ben seni sonra ararım.."

aranızda ki samimiyet'in sadece çıkar üzerine kurulu bir samimiyet olması, diğerleri aralarında konuşurken her seferinde göt oğlanının "doktor" seçilmesi ve akabinde götleri tavan yapmış insan yığını.. bir miktar yemekten arta kalanlar..sebep ise çok önceden yaptığınız bir "..hata.."ve sevdiklerinize karşı "dürüst" olmak. bitti dedik, bir şey yok dedik, yok anam anlatamadık. belki de siz anlamadınız.. onu bilemem.. ama bana dostluklarıma tekrar göz atmam gerektiğini gösterdiniz. çok muhtesem insanlarsınız.

gelin her seferinde olduğu gibi yüzyüze tartışalım. siz sorun, ben cevaplıyayım(!) öyle küserim, mektubumu keserim, aman ordan burdan silerim tarzı şeyler yapmayın. küçülmeyin, beni de üzmeyin.ve bu yazıyı üstünüze alın şimdi.. istediğiniz gibi bir çok taşla dolu. okuyun,düşünün ve rahatlayın. kendi kararınızı bile veremiyorken, "danışmak" için hep birine ihtiyacınız varken ", 10 numara adamlar olduğunuzu unutmayın. hadi allah rahadlık versin..bende sizi seviyorum.

18 Haziran 2008

ba$ka türlü bir$ey

Yeni Türkü'nün yeri hep ayrı olmu$tur bende. Her $arkısı, ayrı bir hatıranın fon müziğidir. Uzun zamandır playlistte durmasına rağmen, açıp dinleyesim gelmemi$ti. Geçen ak$am yine konyalının terbiyesizliği tuttu -her zaman ki hali tabii- yeni türkü'den ba$ka türlü bir$ey'i yolladı. Zamanında bizzat silip dinlememeye karar verdiğim $arkılardandı, kıyamadım aldım yine. Biliyordum böyle bağlılık yapacağını, hep aynı etkiyi bırakıyor ben de yeni türkü. Yine takıldım, yine dardayım.. (yalan lan ahuah) Neyse her ak$am ba$ka bir psikopat kitliyor bana. Çoğu ak$amlar nasıl oluyorsa, ali ile aynı psikolojiyi payla$ıyor ve sagopa'ya kadar birbirimizi darlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Zaten diğerleri sürekli darda, normal bir$ey yollayan yok. O yüzden bu kadar psikopat insanlar içinde, ($aka,komiklik,eğlence!) yeni türkü mis gibi oldu. Benim gibi insanların (emrah ve $eker kız candy arasında kalan jenerasyon) ruh halini çok güzel anlatır. Ben $ahsen,bizzat, kendim yeni türkü'yü çok severim, seven insanlara da saygım sonsuz. ($erefsizim can sıkıntısından oluyor bütün bunlar)

10 Haziran 2008

fade out 2

boktan başlayan bir gün kesinlikle boktan biter. bu kadar basit. sabah birilerini gebertecek kadar sinirliydim. etrafımda o kadar çok boş insan var ki zamanla tahammül sınırlarımı aşıyorlar. belki de bende onların tahammül sınırlarını aşıyorum, bilmiyorum. daha sonra bir kaç şey düzeliyor,kendimi mutlu edicek başka şeyler buluyorum..başka insanlar..ama akşam olunca o her zaman ki gudubet insana dönüşüyorum. ve inanın bu hiç hoşuma gitmiyor. içmekten, özlemekten, birşeyleri kurcalayıp düşünmekten ve herşeyin daha iyi olmasından yana sarf ettiğim çaba yoruyor beni.

bir zaman sonra elime birşey geçmediğini görecek olmam da bu üzüntüden ve sıkıntıdan dolayı sanırım. biliyorum ben bu hikayenin sonunu. ezberlettiler daha önceden. bir arkadaşım " güzel günler'i arama, yok öyle birşey. mutlu olmasını bilen insan vardır şu hayatta" demişti. haklıymış galiba. ama şu akşama kadar mantıklı bir anlam yükleyememiştim buna. galiba o akşam, bu akşam.

o kadar nefret ediyorum ki bu melankolik hallerimden.. daha önce de başka bir erkekten sırf bu yüzden nefret etmiştim. herşeye sahibim. mutsuz olmak için hiç bir sebebim yok. eğleniyorum, geziyorum, tozuyorum..ee? ama mutsuzum. değişiyorum. eski ben değilim.. daha mantıklı bir insan var insanların karşısında..eee? hala mı mutsuzum? biraz. boşluklardan canım sıkılıyor. gerçi ağustos'tan sonra bir şekilde dolucak o boşluklar ama bir şekilde şu bendeki "hopelessly romantic" bünyeyi değiştirmem lazım. hıımm? uyku vakti mi geldi? sanırım evet. neyse en azından sabah geçicek bu hal ve tavırlarım. yarın geceye kadar daha çok var.. evet..

21 Mayıs 2008

gitme ne olur

efsane insan(dı) cem karaca. ya çok seviliyor, ya nefret ediliyor bu adamdan.. bazısı hepten kopmu$ tanımıyor bile. çocukluktan beri bildiğim fakat son 4 senedir $arkılarına ba$ka anlamlar yükleyebildiğim insan o. bu kadar sevmemin nedeni belki de $arkılarının haddinden fazla samimi, doğal ve gerçek olması. öyle ki, her dinleyi$te ba$ka $eyler çağrı$tırıyor insana. hasta oluyorum. bir ara fon müziği olarak 'bu biçim' ve 'de$er de geçer' 'i seçtiysem de bu ara favorim nerde kalmı$tık albümünde ki ' sende başını alıp gitme'. muhte$em bir $arki.oeeh.

"sende ba$ını alıp gitme ne olur, ne olur tut ellerimden.."

sözlerini de yazıyım, dayanamıyorum.

Ben suyumu kazandım da içtim
Ekmeğimi böldüm de yedim
Alkışı duydum ihaneti gördüm
Sesim de oldu sessizliğimde
Seviştiğimde oldu benim

Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi
Hayatta hiç birşeyim az olmadı senin kadar
Ve hiçbirşeyi istemedim
Seni istediğim kadar
Sende başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi..

19 Mayıs 2008

gecenin üçünde

gecenin en rahatsız saatleri..
uyuyorsan ne ala! ama ya ayaktaysan? ya sığınağın bildiğin alkol yoksa?
sigara,kahve ve feridun düzağaç üçlemesi ile acı çekmeye meyilli ''uykusuz'' insan triplerindeysen?
geçmiyor şu saatler.. şu lanet "akrep" ile "yengeç" dönmüyor daha hızlı.inat ediyor
herhalde slow motion izletiyor sıkıntıyı.
birilerimiz raporları nasıl yetiştiririz diye düşünürken, diğerimiz acaba nasıl daha fazla para kazanır da rio'ya gider, biber falan yetiştiririm diye düşünüyor.
birisinin aklına borcu geliyor, diğerinin hasta kardeşi.. başka biriside insanların hayatını nasıl sikerim diye düşünüp plan yapıyor.
korkutuyor bu geceler.
durduk yere trip attırıyor hayata
soğutuyor gündüzden be arkadasım.

07 Mayıs 2008

özdemir asaf,zehra,anılar

saat 4:05. sınavın yarısı bitmiş, yanımda kahvem,sigaram.ekranda özdemir asaf'tan şiirler,arka fonda eski şarkılar ve cam' de zehra. ağzını burnunu dağıtıcak kadar çok sevdiğim şu insanın telefonda bıdı bıdı konuşmalarını izliyorum. diyorum ki; hay şerefsiz beni bırakıp nere gittin?

ikimizde biliyoruz ki; eskişehir onsuz bir bok değil. o kadar kayıptan sonra, onun da gitmesi herşeyin tuzu, biberi oldu sanki. hiç birşey eskisi gibi değilken, değişmeyecek tek şeye tutunmuşuz ikimizde; dostluğumuza..

gönül isterdi ki hiç gitmesin, hiç susmasın, rakısını içsin, öyle baksın.."olmaz duygu olmaz" desin. gecenin bir yarısı kalksın, salça-soğan-ekmek üçlüsünü hazırlayıp bize sabaha kadar mide ağrısı çektirsin. sigarasını buz dolabına koysun, bana malzeme çıkarsın. ben ağlarken dayanamayıp o da ağlasın..her zaman olduğu gibi..

ben yıkılmadım ayaktayım pozları verirken, insanlar değiştin, soğuk nevaleye dönüştün dediklerinde bende ki yıkımı bir o bilsin. baktığında içimdeki acıyı bir o anlasın. sarhoş edip, aramam gereken insanları aratsın bana zorla. çok gülme, oynama, zıplama, otur desin. yeter ki şimdi bende sahip olduğu yeri asla kaybetmesin.

ulan ne özledim seni be. bünyede gram alkol yokken, bana şu teenager triplerini attırdığın için de tesekkür ederim sana. bana eskilerin acısını hiç unutmayayım diye seni gönderdiler herhalde.. yokluğunla terbiye ettiğin için saygılar aplam..ahah.. nasıl olsa bir kaç güne geliceksin alıcam bunun öcünü dur sen.. ayrıca ben imkansız aşklar için yaratılmışım şarkısını armağan ediyorum sana. daha rahat uyursun askdjal!

ayrıca;

Ne kadar geçmiş varsa orada oldum.
Aramak, hep alnımda bulduğum,
Hiç usanmadan duyduğum duyu
Ve bütün gelecekler için kurduğum düş,
Yüzyıllar ötesinde uyuduğumdu.

*mutlu rüyalar, hayırlı geceler dilerim ali kemal..

01 Mayıs 2008

kasvet yuvam!

Düzenli olarak her şehirden nefret ettim, etmeye de devam ediyorum. eski$ehir'in leş ve ufak olmasından, bursa'nın genelde akraba-aile-arkadaş üçgeni içerisinde buluşma noktası, istanbul'un ise direk kasvet yuvam olmasından dolayı şikayet etmişliğim var. ama şu sıralar favori leş şehrim bursa. aile özler çağırır, büyüklerden birileri köye gider, asker uğurlanır.. ama benim hep orda olmam gerekir. niyeyse bu insanlar beni görmeden ne askere ne de köye giderler. sevmiyorum arkadaşım bu işleri. bir rahat bırakın. bir "rahad olun." ne bu aile saadeti?!

bu haftasonunu arkadaşlarıma ayırıyorum. sakinim..evet..valla lan! eski$ehir'de misafirlerimi ağırlamadan önce bünyeyi bursa'da silker gelirim. iyi olur belki. (yalancısın, yalancı ne olursun gitme dur!?! )

ben en son sinirlerimi aldırmıştım, ne oluyor?!

still staying on my path?!

i want to live in fire
with all the taste i desire
it’s all good if you let me dive
with some sharks on the ground

you loose your routine
cause i found my path

what the hell are you trying
now i know there is something more
what happened to you
still staying on my path
are you still denying
now i know there is something more
that this is the truth
it’s all in you

what do you came for
what did you expect to find

so boundless i feel
and boundless all my fears
stop running back to old times

you loose your routine
cause i found my path

what the hell are you trying
now i know there is something more
what happened to you
still staying on my path
are you still denying
now i know there is something more
that this is the truth
it’s all in you..

her şarkı, hayatınızın hangi döneminde olursanız olsun elbet kendine yer edinir, yaşadıklarınızı sizin yerinize dile getirir. özellikle olaylara fon müziği koymayı sevenler için, çok alışılagelmiş birseydir. apocalyptica ve sandra nasic'in imzasını taşıyan "path" de böyle bir garip fon müziğidir benim için. insanın çığlık çığlığa "what the hell are you trying?" diye sorası geliyor. ama nasıl olsa cevap umrunuzda değil, değil mi?. bırakın kafanızdaki ses bağırıp, çağırsın..

25 Nisan 2008

tekiladandır..

''hala dün gibi hatırlarım, her anını anıların
biraz hırçınım bu yüzden biraz hüzünlüdür hep bi yanım
hala sızlar için için her biri yaralarımın
dalgalıdır denizim bu yüzden,biraz ıssızdır hep kıyılarım
bir yanar bir sönerim,bir ağlar bir gülerim
pare pare buruktur hep sevinçlerim
dağ gibi derya gibi, bende acılar şahidim şarkılar
ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar
çok erken tanıdım, çok erken tattım cilvesini kaderin
zamansız büyüdüm şimdi,kayıp çocukluk günlerim
bir yanar bir sönerim,bir ağlar bir gülerim
pare pare buruktur hep sevinçlerim
dağ gibi derya gibi,bende acılar şahidim şarkılar
ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar.."


Onca senedir, sadece akılda kalan bir kaç şarkısı ile hatırladığım, son albümlerini inatla dinlemediğim ve artık sevmediğime karar verdiğim mega-star(!); tarkan. metamorfoz ismi de tipi kadar itici gelmişti ilk başta. ama geçen hafta istanbul'da yaptığımız tekila gecesindesinde 6. şatın sonunda klibine denk geldik. çakır keyifiz... inat ediyorum izlememek için. çilem'in desteği ile önyargılarımdan kurtulup ( inanın benim için çok zor oldu =P ) klibi izlemeye başladım. eh fena olmamamış dedim. neyse sabaha doğru tekrar çıktı karsımıza.. bu sefer kafalar, tekilanın üzerine çektiğimiz ciladan dolayı süresiz gezintiye çıkmış, nerdeyiz bilmiyoruz. dinledim şarkıyı. sözleri fena geldi, eh dedim ne oluyor? ne biçim sözler bunlar? nasıl bir melodi bu? gibi bir ton devrik soru sordum etrafımdaki insanlara. olayın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen hala şarkıyı dinliyorum aralıksız. fenaymış arkadaşım. özellikle nakaratı bitirdi beni. ama ben hala tekiladan olduğunu düşünmek istiyorum. ha? evet, evet tekiladandır!

23 Nisan 2008

sabret

Hiç kalabalık içinde yapayanlız olduğunuzu düşündünüz mü?Yalnız kaldınız mı milyonların içinde? Milyonlarca kan emicinin içinde?Hep yalnızsınız, hep.Yanınızda sevdiğiniz olduğunda da, arkadaşlarınız olduğunda da.. Kimse sizi duygusal yönden tatmin etmedi yada siz tatmin
olmak istemediniz..Niye?Hep daha iyisini aradığınız için belki de.. O kalabalıkta, kulaklarınızı sağır eden sessiz çığlıklar içinde yalnızsınız. Hepimiz gibi. Daha iyisini, daha güzelini ararken harcıyorsunuz en önemli hazinenizi..Belki de böyle olmak zorunda. Harcamak zorundayız gençliğimizi; bir başkası için, bir başka beden uğruna. Kendinizi tamamlanmış hissetmek
için yapmayacağınız şey yok bu dünyada. Göze alıyorsunuz herseyi, giriyorsunuz her bedenin altına..sırf kendinizi tamamlamak için. sırf o tamamlanmışlık duygusunu hissetmek için. Cesaretiniz kırılıyor bir süre sonra, darlanıyorsunuz, zor geliyor hersey.. Kaçıp gitmek istiyorsunuz, yapamıyorsunuz.Huzur bulmak için kendinize başka bir beden seçiyorsunuz, nereye sürüklendiğinizi bilmeden. Aşkı aradınız hep siz, diğer elmanın yarısını aradınız, bir diğer yarısı ile birleştirmek için. Sonuç hep aynı ama..hep hayal kırıklığı. Cesareti, özgüveni yerlebir olmuş yığınla insan. Milyonlarca birbirine benzeyen, nefes alan yaratıklar.. Şuan belki de içip, eskileri düşünüyorsunuz yada hiç sahip olamadıklarınızı..Ama acı aynı, sonuç aynı. Mutlak mutluluk yok bizim hayatımızda..aramamalı, eldekiyle tatmin olmalı. Unutmalı bir yerde. Ağlamalı unutmak için de.Olmuyorsa bırak arkadaş,zorlama. Aç şarkını,dal en güzel rüyanlarına. En iyisini her zaman elde edebileceğin rüyalarına.. avut kendini..nasıl olsa bir gün can çıkıcak bedenden, gerek kalmayacak;unutmak için içmelere, sevişmelere..Kirlenmek zorunda kalmayacağın o zaman gelecek. Sabret..acını bastır ve sabret..