19 Ekim 2008

bi dekke ya?!?!

2 saat önce toparlanıp geri gelicem falan diye bir seyler sacmalamıstım. bu kadar yakın zaman da olmasını beklemiyordum açıkcası. utana sıkıla blog'uma geri dönüyorum vatandas! =)
zannettim ki dayakla falan çözerim işi.. peh bi baktım kuzu olmus birileri. dayaga gerek kalmamış.
mor çatı çok kaliteli bir üye kaybetti şu dakika ona acıyorum ben =P

p.s: "ayak altından çekiliceksin habeeyllee.." =)

kişisel bir şey..

Kaç gündür adam akıllı yazamıyorum blog'da. Kendime sinirlenmeye başladım inceden inceden. Yazıcak tonla şeyim var oysa ki.. Neyse aklımı başıma devşiricem pek yakında. Kişisel sorunların halledilip, uygunsuzca oynanan oyunların kurallarını belirleyip, dönecegim.. (entrikaya gel..)

bir dakika bencillik gibi birsey duydum sanki.. öyle pek bir inceden? hmm sinek vızırdamasıymış.. geçer..

bu arada herseye ragmen şefin pazar spesyalini yazayım bari yarın. ayıp olmasın =P

18 Ekim 2008

yaaa pissi yavrusu!

Ama ben kedileri sevmem ki..sevmem?!
Yani bundan en fazla 1 ay önce, hayvanların tümü hakkında "aşkların en güzeli seni uzaktan sevmesi tadında" bir görüşürüm varken bende ki pisi yavrusu sevgisi nereden çıktı anlayamadım =S
Şimdiye kadar 1 muhabbet kuşu, 5 balık ve 2 tane su kaplumbağası anası olarak;kedi,köpek ve türevlerinden tırsar ve yolda görüp caddenin en ücra köşesine kadar kaçan bir insandım.
noliyi ya? içimdeki hayvan sevgisi niye depreşiyi anlamadım!
ama ani kararların insanı olarak, gidip kendime pisi yavrusu alacağım!
alacağım,evet! uyy! yirim!


14 Ekim 2008

enneeee!


uğur gürsoy efsanesi.. fırat.. başka söze gerek var mı ki?
***
allam işallah komedi şakası filmini koyarlar allamallam. işalla sübaneke işalla yareppim sübaneke işalla dinimiz amin.. =))

***

silence and hell


Uçup giden onca şeye rağmen,senelerdir aralarında kaybolmayan ve her seferinde onları bir araya getiren şey neydi? bunun cevabının aşk olmadığını isabell'de biliyordu...gareth'da. neydi o zaman? alışkanlık bile olamamış bir sevgi mi?
neden birbirlerine sadece teşekkür edip, güle güle diyemiyorlardı ki sanki.. neydi onda olup da başkasında olmayan?
"kesinlikle hastalıklı birsey bu,keçileri kaçırmak üzereyim" diye düsündü isabell.

"evet..hastalıklı,elden düşme hatta veba olmuş bir ilişkinin peşindeyim.."

"kahretsin! o zaman neden üzülüyorum? neden eksik bir yanım?"



from
"second chance for love: isabell"
chapter: "silence and hell"
page:42
- 2008

12 Ekim 2008

şefin pazar spesyali!


Ben adalar'da çayımı yudumlarken, istedim ki sizde güzel birseyler dinleyin.
Kulakların pası silinsin,falan. O yüzden şef'in pazar spesyali olarak; bugün listelerimizde
stereophonics'den "maybe tomorrow" var. aşağıda ki linkten edinip,bir güzel dinleyin.. ha varsa zaten, ne mutlu size..

bu "neksel" şarkı için şuraya gidiyorsunuz canlarım..


ruhum rüyaya dalmış..

rüyanın en güzel yerinde uyanmayayım diye yalvarıyorum yukardakine.. gördügüm her insan da, her cümle de, her rüya da sen varken... uyanmayayım.. bırak da güzel bitsin rüyalarım.. görünce beni; rüyalarımda hep sen vardın,hep tanıyordum de sende . bu kadar zamanın üzerine kaybetmeyelim en güzel düşlerimizi.. hep sen vardın,hep sen varsın diyelim bırak. engelleme beni de, kendini de.. en uzun yürüyüşlerin, en ağır işlerin, en zor günlerin sonunda sana ulaşayım.. bırak kendini. bırak seveyim herkesden daha çok. uzaklaştırma beni mutluluğumdan, senin huzurundan..

olmaz diyenlere, buna sahip olamayanlara inat, sabret biraz daha.. sev biraz daha.. bırak da herkesin kıskanacağı kadar seveyim seni.. izin ver de, kendine göster icinde ne saklıyorsan.. bırak en güzelini biz yaşayalım egolarımızdan, gururlarımızdan uzak.. izin ver daha çok seveyim seni, kimsenin sevemediği kadar..

söyle sevgili.. zor mu bu kadar seviyorum demesi? kendini koyvermesi? ne kadar zor olabilir ki sana ihtiyacım var demesi? söyle sevgili, ne olur söyle..ben bi tek seni..eski günleri isterim be canım anlasana artık..


p.s.: griple alkol bir arada gitmiyor arkadas..dar sürekli..

11 Ekim 2008

annneeeeeaaaaa!

oo şet.
grip oldum.

nefret ediyorum grip welan olmaktan. kaç gündür direniyordum, yataklara düşmemek için.
olmadı arkadasım. yemedi.

çok çılgın bir baş ağrısı, kesintisiz hapşurma efekti ve yaşlı gözlerle; kurtulmayı bekliyorum şu illetten.. salgın var aman diyim dikkat edin. ağlanmayın sonra benim gibi.

c fitamini neyin bişiler alın bol bol. yazıktır genç bünyelere..

ayrıca; gün içinde aldığım kafein miktarından dolayı uyuyamıyorum lan.
biri beni sallasın.
plis.
sebgilim?!
anneaaa?!
komşular?!

yetişin..

10 Ekim 2008

Love is a Battlefield

Kadın diyor ki: Benim iki ruhum var. Biri modern, biri ilkel…Modern olanı özgürlüğüne saygı duyuyor, öylesine incelikli, öylesine anlayışlı ki.

İlkel olanı seni yalnızca kendine istiyor, paylaşmayı reddediyor. Kimin aradığı belli olmayan her telefonda sıçrıyor, en ufak bir parfüm değişikliğinde karalar bağlıyor. Rüyanda bir kadının seni öptüğünü, iki kolun boynuna dolandığını düşünüp bir cinayet planlıyor.

2500 yıllık köklü bir eğitim almış olsam da, sen aşkın o hayvansı, ilkel yanını benden söküp atamazsın. (special thanks to aga for this pic- from polish wedding album-)

Erkek diyor ki: Kollarında bin kez tatmin olsam da, kendimi başka kadınları baştan çıkarabilecek güçte yırtıcı bir hayvan olarak görüyordum. Bu evden her an çekip gidebilmeyi umuyordum. Sadakatsiz olmayı arzuluyordum.

Benim de iki ruhum vardı. Gerçekle yetinmeyi bilmeyen, ona hayranlık duymayı beceremeyen.

Seni ne kadar sevdiğimi söyleyemiyordum. Evliliğimizin en büyük serüvenim olduğunu itiraf edemiyordum.

Éric Emmanuel Schmitt

Quote of the Day

Nothing is funnier than unhappiness, I grant you that. ... Yes, yes, it's the most comical thing in the world. And we laugh, we laugh, with a will, in the beginning. But it's always the same thing. Yes, it's like the funny story we have heard too often, we still find it funny, but we don't laugh any more. Samuel Barclay Beckett